Facebook'ta Paylaş


Şahin Yılmaz


 

5055.bmp
Şahin YILMAZ 1971 yılında Sivas’ın Şarkışla İlçesine bağlı Tahyurt köyünde doğdu. İlkokulu köyünde okudu. 1980 yılında devlet parasız yatılı okulu sınavını kazanarak ortaokul ve liseyi Yıldızeli Pamukpınar Öğretmen Lisesinde yatılı olarak okudu. 1986 yılında buradan mezun oldu ve aynı yıl Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat bölümünü kazandı. 1990 yılında üniversite öğrenimini tamamladı.
Şiir yazmaya lise yıllarında başlamıştır. Şiir yazmanın yanında bağlama da çalmaktadır. Özellikle halk müziğiyle amatör olarak ilgilenmektedir. 

SİVAS'ta

Ankara üstünden Yozgat’ı geçip,
Akdağmadeni’nde soğuk su içip,
Yıldız dağlarına gönlümü açıp,
Arabadan ineceğim Sivas’ta.

Anam sabahleyin tandır yakarken,
Geldim diyeceğim, lavaş çekerken,
Kuşluk vakti yaylalara çıkarken,
Cennetteyim sanacağım Sivas’ta.

Kaşık sallayıp ta bulgur aşına,
Çadır kurup Karatonus başına,
Oturarak yosun tutmuş taşına,
Ağustosta donacağım Sivas’ta.

Tırpan omuzunda, azık elinde,
Dolaşırım boz tepenin yolunda.
Ot biçerken bizim kürdün gölünde,
Cayır cayır yanacağım Sivas’ta.

Çayırlarda otlatırken emliği,
Dereceğim madımağı, yemliği,
Tezek ateşine koyup demliği,
Susuzluğu yeneceğim Sivas’ta.

Yanıma alarak deli Ömer’i,
Geçeceğim boz kayanın kemeri.
Eşeğin sırtına vurup semeri,
Dört çekere bineceğim Sivas’ta.

Koyulhisar, Suşehri’nin bağına,
Selam vereceğim Köse Dağına,
Ekmeğimi banıp tere yağına,
Geçmişimi anacağım Sivas’ta.

Şarkışla’ da içip buzlu ayranı,
Kalesinden edeceğim seyranı,
Toplayıp kekiği, gülü, reyhanı,
Sevdiğime sunacağım Sivas’ta.

  cifte minare.jpg

Ben Sivas'ın Oğluyum

Bozkırın ortasında medeniyet beşiği
Buradan arşa çıkar evliyanın ışığı
Saymakla tükenir mi ozanları, aşığı

Veyselle aşka geldim, Ruhsatiyle doluyum
Sivas benim vatanım, ben Sivas'ın oğluyum

Alevi, Sünni kardeş, kardeşliği biliriz
Vatan için yaşarız, vatan için ölürüz
Provaka etmeyin bir araya geliriz

Ali benim imamım, Osmana da bağlıyım
Sivas benim vatanım, ben Sivas'ın oğluyum

Özümde yiğitlik var, haksızlığa gelemem
Zulme suskun kalıp ta dilsiz şeytan olamam
Dostlarım ağlar iken kahkahayla gülemem

Yanlışa isyan eden Pir Sultan, Köroğluyum
Sivas benim vatanım, ben Sivas'ın oğluyum

Yıldırım'ın geldiği Osmanlı şehiriyim
Kızılırmakla coşan bereket nehiriyim
Her ilmin merkeziyim batıni, zahiriyim

Orta Asyadan gelen Oğuzların koluyum
Sivas benim vatanım, ben Sivas'ın oğluyum

Çifte Minaresiyle eder dine şehadet
Gökmedrese, şifaiye Selçukludan emanet
Kitabında yer almaz kalleşlik ve ihanet

Talibi'ye meftunum, Ali İzzet'e deliyim
Sivas benim vatanım, ben sivas'ın oğluyum

Cumhuriyet temeli sağlam örüldü burda
Kurtuluş Savaşına karar verildi burda
Bir millet şaha kalktı, tekrar dirildi burda

Özgürlük çinarının yaprağıyım, dalıyım
Sivas benim vatanım, ben Sivas'ın oğluyum
.
 

NÖRÜYON

Epey oldu, selam salamıyorum,
Anlat hele can gardaşım, nörüyon?
Bir fırsat bulup ta gelemiyorum,
Anlat hele can gardaşım, nörüyon?

Tepesi dumanlı dağdan haber ver,
Bahçeden, bostandan, bağdan haber ver,
Doğandan, ölenden, sağdan haber ver
Anlat hele can gardaşım, nörüyon?

Bir ay sürmüş fayda olmamış yazdan,
Kar yağmış yolları kapatmış güzden,
Gadasın aldığım, haber sal tezden,
Anlat hele can gardaşım, nörüyon?

Bilirim Sivas’ın kara kışını,
Özledim anamın ayran aşını,
Duydum kırmışsınız bulgur taşını,
Anlat hele can gardaşım, nörüyon?

Ekinleri dolu vurmuş, bitmemiş,
Tarlada koymuşsun, orak tutmamış,
Bıldır arpa, buğday para etmemiş,
Anlat hele can gardaşım, nörüyon?

Çoban Ali kurda vermiş davarı,
Kış yarısı bitmiş hayvan zavarı,
Yıkıldı mı el yerinin duvarı?
Anlat hele can gardaşım, nörüyon?

Toprak damı akıyor mu binamın?
Göz yaşları çağlıyor mu sunamın?
Hâlâ dizi ağrıyor mu anamın?
Anlat hele can gardaşım, nörüyon?

Kuruyunca bizim pınarın suyu,
Evin bahçesine kazmışsın kuyu,
Geçim derdi bölüyor mu uykuyu?
Anlat hele can gardaşım, nörüyon?

Burda da keyif yok, yüreğim dağlı,
Köpekler geziyor, taşlarsa bağlı,
Başka ne var ne yok babamın oğlu,
Anlat hele can gardaşım, nörüyon?
 

Bütün Şiirleri Burada


Cenazene Gelmeyeceğim

Yar “affet” diyerek kapıma gelse,
Eşikten içeri almayacağım.
Düşse ayağıma, boynunu bükse,
Bir daha yüzüne gülmeyeceğim.

Her gün hayal etsem, düşüme girse,
Bir ömür boyunca karşımda dursa,
Durmadan arasa, hatırım sorsa,
Selamını bile almayacağım.

Aşığın muradı, arzusu yardır
Gerçeği görmedin gözlerin kördür
Yıkması kolay da yapması zordur
Ne yapsan da razı olmayacağım.

Ne kadar gaddardı, ne kadar zalim,
Koşturdu peşinden kalmadı halim,
Kazılsa mezarın, yüklense salın,
Cenazene bile gelmeyeceğim.

 
-----------------------------------------------------
Bizim Sılada

Gönül ne beklersin gurbet elleri
Canımın üzeri bizim sılada
Temiz yürekleri, tatlı dilleri
Şairi, yazarı bizim sılada.

Ömür tezgahında çile dokurum
Evvel altın idim şimdi bakırım
Gider başucunda dua okurum
Babamın mezarı bizim sılada.

Gurbetin kahırı, sıkıntısı çok
Kimisi aç gezer, kimisi de tok
Burada derdimi alan kimse yok
Derdimin pazarı bizim sılada.

Şahin bulanıktım, duruldum artık
Vefasız kullara darıldım artık
Arayı arayı yoruldum artık
Gönlümün nazarı bizim sılada.


  

 Dön Oğul (Annemden Mektup)

Ayrılığa dayanamam can oğul,
Göz yaşım çağlayıp taşmadan yetiş.
Yeter artık, gurbet elden dön oğul,
Azrail peşimden koşmadan yetiş.

Kaç defa eridi dağların karı,
İnan ki kalmadı dizimin feri,
Evimin direği, gözümün nuru,
Ellerim yanıma düşmeden yetiş.

Yirmi dört yıl, iki değil, beş değil,
Yediğim zehirdir, ekmek-aş değil,
Benim kalbim demir değil, taş değil,
Hasretinle yanıp pişmeden yetiş.

Oğlum, sen giderken kardeşin doğdu,
Gelin gitti, bir de çocuğu oldu,
Ananın saçına beyazlar doldu,
Eş-dost mezarımı eşmeden yetiş.

Başım mengenede, beynim hızarda,
Evlat satın alınır mı pazarda?
Yaşım altmış, bir ayağım mezarda,
Ömrümün güneşi aşmadan yetiş.

Hani, diktiğin bir fidan varidi,
Ağaç oldu, meyve verdi, kurudu,
Babanın kabrini otlar bürüdü,
Sabrım son noktada, taşmadan yetiş.

Blirim  --yeni--

Girse de binlerce güzel içine,
Cığıl cığıl akışından bilirim.
Omuza döktüğü ipek saçına,
Kırmızı gül takışından bilirim.

Uzaktan tanırım etmeden gayret,
Yüzünde acıyı, kederi seyret,
Tebessümü bozlak, gülüşü hoyrat,
Türkü türkü bakışından bilirim.

Düşünerek getirsem de hatıra,
Tasvirini dökmek zordur satıra.
Ne esansa benzer, ne de ıtıra,
Anadolu kokuşundan bilirim.

Can nedir ki; bir bakışa, bir an'a,
Feda olsun senin gibi sultana.
Salınıp gelişin benzer ceylana,
Nazlı nazlı sekişinden bilirim.

Bir
gün
gidip vasıl olsam iline,
Şahin kurban olur tatlı diline,
Canısına uzattığı eline,
Al kınalar yakışından bilirim.

 

Sabret Gönül'

Kara gün kararıp kalmaz'
Sabret gönül Allah büyük.
Hangi dua kabul olmaz,
Sabret gönül Allah büyük.

Sanma ki hep böyle kalır,
Kıştan sonra bahar gelir.
Bizi bizden iyi bilir,
Sabret gönül Allah büyük.

Dostunsa şahların şahı,
Unut gitsin ahı, vahı.
Sabır müminin silahı,
Sabret gönül Allah büyük.

Hak sevgisi varsa özde,
Yürüsen de yanman közde.
Ümitsizlik yoktur bizde,
Sabret gönül Allah büyük.

Allah diyen kalmaz naçar,
İsteyene rahmet saçar.
Elbette bir kapı açar,
Sabret gönül Allah büyük.

Yatsam çamur, yaş üstüne,
Tuş olsam da tuş üstüne,
O’ndan gelen baş üstüne,
Sabret gönül Allah büyük.


Bütün Şiirleri Burada

 
Kültür Sayfasına >Geri Dön

 

Şahin Yılmaz

 

 

Facebook'ta Paylaş



Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen::18.01.2009, 15:00 (UTC)
tahyurtkoyu
tahyurtkoyu
Kapalı

;)



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=